Alp Tuğhan Taş Röportajı

Alp Tuğhan Taş

Alp Tuğhan Taş

Ödüllü oyun Lacivert Gölgeli Adamlar oyununun başrol oyuncularıyla yaptığım röportajlardan bir diğeri olan Alp Tuğhan Taş röportajında genç oyuncu hakkında bir çok detayı öğrenebilirsiniz.

24 Eylül 1986’da İstanbul’da doğan Alp Tuğhan Taş’ın aslen memleketi Söğüt, Bilecik. Özel Üsküdar Bağlarbaşı Lisesi’nden mezun olan Alp, Beykent Üniversitesi Oyunculuk Bölümünü bitirmiş. İşte yaptığım röportajın detayları;

Tiyatral hayatınıza nasıl Başladınız?: Aslında net bir şey söyleyemem. Belli başlı dönüm noktaları var. İlk okul bir e giderken okula bir tiyatro ekibi gelmişti. Sahneye çıkardılar beni. Bende ne yaptım bilmiyorum milletin hoşuna gitti. Alkış kahkaha derken. Zehri yuttuk. 10 yaşındayken Üsküdar’da Hasan Nail Canat’ın açtığı tiyatro kursuna katıldım. Benim elimden tutup bu mesleği seçmeme neden olan kişidir o. Allah gani gani rahmet eylesin. Çok değerli ve iyi bir insandı.

En sevdiğiniz tiyatrocu kimdir?: John Malkovich. Nizami, ucu açık olmayan, net, pürüzsüz, kusursuz.

Örnek aldığınız kişiler var mı?: Bilmiyorum. Kimseyi örnek almadım şimdiye kadar. Gerçi bizim toplumca böyle bir hastalığımız var. Birini, bir şeyi örnek almak, onun gibi olmak, olabilmeye çalışmak. Sanırım, insanın kendi özünü araması, kimseyi örnek almaması doğal değilmiş gibi geliyor. Aslında doğal olması gerekir…

Tiyatro ile aranız gibi müzik ile de aranız var mı? Ne tür müzik dinlersiniz?: Müzik ayırt etmem, yemek ayırt etmediğim gibi. Müzikle aram gayet iyi. Oyunlarımızın müziklerini ben yapıyorum. Bir çok bestem var. Telli, üflemeli ve vurmalı bir çok enstruman çalıyorum. Müzik alanında ciddi çalışmalarım var, ilerde zaten haberiniz olur.

İzleyicilerin Sizi Yeteri Kadar Tanıdığına İnanıyor musunuz?: Çoğu insan karşılaştığında şaşırıyor tabi. Anadolu’da daha yaygın bu durum. Fakat henüz büyük şehirleri ele geçiremedim. Önemli olan insanlara bir şey katabilmek, faydalı olabilmek. Kültürümüzü dünyaya aktarabilmek. Bunu ne kadar yaparsak o kadar tanınmak daha doğru bence. Yoksa magazin maymunu olmanın pek bir anlamı yok. Tercih meselesi.

Dizi & Sinema Projeleriniz Var mı?: Şu sıralar bir dizi projesi ve iki sinema filmi projesi var. Fakat bir konu kesinleşmedikçe onun hakkında konuşmayı pek sevmiyorum.

Bu zamana kadar kurucusu olduğunuz veya çalıştığınız tiyatro grupları neler?: Rahmetli Hasan Nail Canat’ın Adım sahnesi ve sıra dışı tiyatrosunda yer aldım. O vefat ettikten sonra arkadaşlarımızla Tiyatro Bizbize’yi kurduk. Belli bir süre sonra Erkay Yavuz ile Tiyatro Yansıma kuruldu. Bizbize’nin kurulmasında da büyük katkısı vardır. Tiyatro Yansıma’yla çok güzel projelere imza atıyoruz, devamı da gelir umarım.

Bu zamana kadar oynadığınız birçok tiyatro vardır mutlaka ama size göre en önemlileri nelerdir veya hangi oyunlarda oynadınız diye mi sormalıydım?: Bu zamana kadar oynamaktan zevk aldığım iki metin var. İkisi de Erkay Yavuz’un metni. Biri “demedim mi?” diğeriyse bu sezonda devam edeceğimiz ve ödül kovalayacağımız “Lacivert Gölgeli Adamlar”. Bu sezona yeni bir metin daha yetiştirmek üzere. Sanırım çok beğenilecek o da. Oynanmamış ve yeni fikirlerle donatılmış eserleri oynamak bizi anlatan konular sergilemek en önemlisi benim için.

Lacivert Gölgeli Adamlar oyununuzdaki performansınızı izledim çok başarılı bir oyundu. Ayrıca size Star TV’de bir skeç programında da rastgeldim. Televizyon ile Sahne arasındaki fark nedir sizce?: Teşekkür ederim öncelikle. O oyunun bende özel bir yeri var. Çok keyif aldığım bir oyun. Star TV’de Kabare Atölyesi diye bir program yaptık. Zeki Alasya, Metin Akpınar ve Nevra Serezli ile çok keyifli günler geçirdik. Bize çok katkıları oldu. Harika bir kadro kuruldu. Hepsi ya konservatuvar mezunu yada öğrencisinden kurulu bir ekip. Olumlu tepkiler aldık. TV ve tiyatro arasında ki sorunuzu şu örnekle açıklayabilirim sanırım; TV iş yerinizde ki kişiliğiniz, tiyatro ise evinizde televizyon karşısında ki pijamalı haliniz. İkisinin arasında ki en belirgin fark ise tiyatroda duygu akıcı başından girip sonundan çıkıyorsunuz. TV de trafikte durup kalkmak gibi ilerliyorsunuz. Tam bir şizofren işi…

Tiyatro sektörü istenilen seviyede midir?: Tiyatro bizde henüz bir sektör haline gelemedi. Ne yazık ki oyuncuların hakları yok bu ülkede. Sosyal hakları, telif hakları yok. Çok zor gözükse de olabilecek şeyler aslında. Bir ucundan tutmak lazım. Tabi ki ülkemizde tiyatroyu tekeline almış ekipler var. Onların bu tip konularda öncü olması gerekir. Kimse kılını kıpırdatmazsa bir yere gidemeyiz tabi. Her sene alman kaşığıyla İngiliz sucuğu yiyen yapımlar yerine. Birazcık özüne dönük işler yapıp uluslararası boyutlarda bir şeyler yapmak belki daha etkili olabilir sektörün gelişmesinde. Bir ülkenin gelişmesinde ki en büyük faktör sanattır. Bunu unutmamak gerekir.

Tiyatrocu olmak isteyen gençlere öneriniz nedir?: Tutkularının peşinden gitsinler. Mental ve fiziki olarak hep hazır tutsunlar kendilerini. Gerisi zaten gelir…

Bir tiyatrocu gözüyle, Fozdemir.COM’u genel olarak bir değerlendirmeyle bir ziyaretçi olarak nasıl karşıladınız?: Yaratıcı, kişilikli, çağdaş, cesur ve güncel. Umarım aynen böyle devam eder…

Eklemek İstediğiniz Son Kelimeler: Tiyatro, Seyirci, Gişe…

Ayrıca Alp Tuğhan Taş, müzik sektöründe de başarılı işler çıkarmaya çalışıyor. Son yaptıkları Bebek Türküsü isimli anlamlı çalışma, benim de gönlümü kazandı.


FATİH ÖZDEMİR-2010
ALP TUĞHAN TAŞ RÖPORTAJI



Yorum bırakın