Blog yazarak paraları nasıl götürdüm?

Para deyince nasıl da tıkladınız değil mi? :) Blog yazmanın mesleğe dönüştüğü bu günlerde arkadaş çevrem de dahil olmak üzere çoğu insan bloggerların parayı vurduklarını düşünüyor. Peki her şey göründüğü gibi mi bir bakalım. Bu yazıda sizlere altın gibi tüyolar vereceğim.

5 yıldır blog yazıyorum. Dijital ortamdaki faaliyetlerim de yaklaşık 10 yılı geçti. Fozdemir Blog yetmiyormuş gibi Giresun Blog gibi daha popüler olan bir projeye daha imza attım. Beni daha çok blog yazarı olarak tanıyorsunuz belki, ama gerçek hayatta daha farklı işlerim de var. Bunu söylememin sebebi de geçen yıla dayanıyor.

Geçen yıl İstanbul’daki İngiltere Konsolosluğu tarafından bir yemek daveti almıştım. Davet sırasında bir bayan “Siz bloggerları çok merak ediyorum, başka yaptığınız iş yok mu, sadece blog mu yazıyorsunuz?” diye sormuştu. Kim veya hangi blogger böyle bir izlenim verdiyse artık, herkes blog yazarlarını sadece blog yazmaktan ibaret varlıklar olarak nitelendirmiş. Mesela kendimden örnek vermem gerekirse hem öğrenciyim, hem dijital pazarlama ve dijital reklamcılık sektöründeyim, hem bilişim ile ilgileniyorum, hem de web sitesi ve grafik tasarımcısıyım. Dahası da var, ama yazmaya üşeniyorum. Hülya Avşar gibi ne yaptığı belli olmayan biri olacağım diye de korkmuyor değilim :)

Neyse çok dağıtmadan asıl konuma geri dönmek istiyorum. Para kazanmak diyorduk. Sandığınız gibi blog yazarlığı Türkiye’de çok para kazandıran bir iş değil, eğer bir Buse Terim değilseniz. Benim de babam Fatih Terim olsaydı, benim de blogumun back-end tarafıyla bir reklam ajansı, hatta bir ekip ilgilenseydi ve ben sadece içeriğe yoğunlaşsaydım 5 yılda Türkiye’nin Blog kralı olurdum zaten :) Ama orta halli bir aileden gelen ve kendi ayakları üzerinde durmayı başarmaya çalışan girişimci bir gencim ve durumum da ortada.

Blog yazmanın Türkiye’de maddiyattan çok manevi değeri oluyor. Blogum sayesinde aldığım davetlerin, girdiğim ortamların ve tanıştığım insanların haddi hesabı yok. Özellikle İstanbul’da olan bir blog yazarıysanız şansınız daha da yüksek. Girdiğim her ortamda “Fozdemir” kelimesine aşina olan insanları görmek ve onların ilgisini kazanmak daha değerli bir olgu benim için.

Zaten blogunuza para makinesi gözüyle bakarsanız yaptığınız işin bir değeri kalmaz. Fozdemir Blog’da reklam var evet, hatta birçok yazım da markaların tanıtım yazılarından oluşuyor. Çünkü bloguma çok zaman ayırıyorum, özellikle geceleri sabahladığım da oluyor sık sık. Bloguma ayırdığım vakti bir işe harcasaydım bayağı gelirim olurdu. Ama ben o zamanı bloguma harcıyorum. Aldığım reklamlar ise harçlıklarım olmuş oluyor. Bir yandan da markaları takipçilerime ulaştırarak yeni bir reklam pazarı da oluşturmuş oluyorum. Çalıştığım markalara göz atmak için tıklayınız.

Blogunuzun popülaritesi ve faaliyette olduğu yıl süresi arttıkça, gelir de aynı orantıda artmaya başlıyor. Tabi her blog yazarı yüksek gelirler kazanacak diye bir kaide yok. Şimdi o konuya değinmek istiyorum biraz.

Blogunuzdan para kazanmanın yolu, iyi içerik yazmaktan geçer de diyemeyeceğim. Yazdıklarıma, özellikle eski yazılarıma baktığımda çoğunu silmek zorunda kalıyorum. Çünkü çoğu çocukluk dönemime denk gelmiş ve oldukça vasat bir dilde görünüyorlar. Eski yazıları temizlediğim için blogumda çok bol içerik yok. “O zaman bu markalar bloguma neden reklam veriyor, ziyaretçin nereden geliyor?” diye soracaksınız.

İşte bu noktada işin içine PR giriyor. Yani Public Relations, yani Halkla İlişkiler. Kısacası blogumu satabiliyorum.

Türkiye’de birçok blog yazarı var, ki çoğu benden daha fazla yazı yazıyor ve daha çok ilgi çekici içerikler üretiyorlar. Ama gelir noktasına gelince biraz yalpalıyorlar. Bunun da sebebi bloglarını markalara satamamaları.

Markalar ve onlar adına çalışan reklam ajansları kaliteli yazım diline sahip, dış görünüşü güzel bloglara önem verir ve onları el üstünde tutar. Genelde onlar size teklifle gelir, ama ben genelde onlara da teklif götürüyorum. İDO (İstanbul Deniz Otobüsleri) ile yaptığım çalışma bunun en güzel örneği.

Fozdemir Blog’a baktığınızda çok kaliteli bir duruşun hakim olduğunu fark edersiniz zaten. Çünkü bu hale getirmek için çok çalışıyorum. Markalar da bunu seviyor, çünkü diğer hazır tasarımlı bloglara göre fark ve tarz yaratıyor. Yani hazır tasarımlarla hazırlanmış, herşeyin çat pat yerleştirildiği, bilmemne.blogspot.com uzantılı bir blog sitesinin birkaç istisna dışında markalar tarafından kayda değer bir yanı yok. İstisnalar nedir diye soracak olursanız, ilki; ilgi çekici içerik.

Blog dünyasında en çok ilgi çeken blogların bayanlar tarafından tutulduğu, en çok blog okuyanların da bayanlar olduğu bir gerçek. Benim Fozdemir Blog’da modadan, makyajdan vs. bahsetme şansım yok. Moda, Makyaj, Magazin türü bloglar kötü bir tasarıma ve yazım diline sahip olsalar bile 1-0 önde başlıyorlar. Hep örneği aynı kişiden verdik ama bu noktada da Buse Terim öne çıkıyor. Moda ile ilgili yazdığı yazılar onu biraz daha trend haline getiriyor. “Ünlülerin gardroplarında ne tür giysiler var?” başlığı ne ilgi çekici değil mi?

Bir diğer örnek ise yabancılardan gelecek: Perez Hilton. Aman diyim Paris Hilton ile karıştırmayın. Bu velet ünlülere sataşa sataşa, onların magazinsel olaylarını yorumlayarak bayağı ün yapmış popüler bloglardan birisi. Konusuna bakın: Magazin.

Erkeklerin yazabileceği en ilgi çekici konular ise Teknoloji, Sosyal Medya, Seyahat ve Kültür olabilir. Teknoloji ve Sosyal Medya en çok rağbet gören kategori aslında, üstelik markalar da çok değer veriyor ama bu kategoride yükselmek biraz zor. Çünkü atı alan Üsküdar’ı geçti. Bkz: Teakolik, Spaksu, Hasan Yalçın

Seyahat blogları ise bu noktada çok özel bir konumda. Kendine has çok niş bir takipçi kitlesi var. Google’daki destinasyon aramalarının da kralları diyebiliriz. Türkiye’de çok iyi örnekler var bu konuda. Aklıma ilk gelen, kendisini yakından tanıdığım ve renkli bir kişiliğe sahip olan Çok Okuyan Çok Gezen. Sahibi ise bir bayan, bakın kendimle çeliştim yine :) Çünkü bayanlar her yerde. Her kategoride rahatlıkla yükselebiliyorlar.

Erkeklerden ziyade daha çok yine hanımların rağbet gösterdiği bir kategori olan yemek bloglarını da araya sıkıştırayım. Oturup sabahtan akşama kadar yemek tarifi girerseniz bile yükselirsiniz. Yemek tariflerine olan talep oldukça fazla.

Şimdi erkeklere devam edelim. Erkeklerin yemekle ilgili yazabilecekleri en güzel kategori gurmelik. Kendini gurme olarak bahşeden bu yazarlar dünyayı dolaşıp sizlere dünya lezzetlerini ulaştırıyorlar. Oldukça da ilgi çekici aslında. Bu kategoride aklıma ilk gelen ve en başarılı isim: Löplöpcüler

Reklam konusunda en şanslı olan bloggerlar Marka elçileri. Aklıma ilk gelen Fundalina oldu. Yine tanıdığım bir isim ve yine şaşırmadığınızı düşünüyorum ki bayan :) Markalar çeşitli etkinliklere bu blog yazarlarını davet eder ve ürünlerini tanıtır. Ara sıra biz de çağrılıyoruz markalardan, ama bayan pazarını hedefleyen markaların bu tür davetleri daha fazla olduğu için erkekler olarak bu noktada yine üvey evlat gibi kalıyoruz. Fakat uyarayım, sıfırdan marka elçiliği yapmak istiyorsanız biraz zor. Bu işler daha çok networking’e de bakıyor. Yani çevreniz olması şart. Yoksa marka sizin düşüncenizi ne yapsın? :)

Her telden çalancıların ise işi hem kolay hem de çok zor. Bu durum belki hakaret kabul edilebilir diye örneğini vermek istemiyorum ama her telden çalan başarılı blog yazarları var.

Ben genelde blogların bir konu üzerinde yoğunlaşmasından yanayım, ama kişisel bir blogun sürekli aynı konu üzerinde yazması zamanla sıkıcı olabilir. Blog yazmaktan soğuyabilirsiniz. O yüzden tek bir ilgi alanınız yoksa, yazması size en çok keyif veren iki üç konu üzerine yoğunlaşabilir ve ziyaretçilerinizi bu ilgi alanında birer takipçiye çevirebilirsiniz.

Fozdemir Blog da aslında her telden çalan bir blog diyebiliriz. Ama sadece benim ilgi alanlarım konusunda her telden çalan bir blog. Sırf ziyaretçi çekmek için maç yorumları yapmıyorum mesela. Her gün sabit bir ziyaretçisinin olmasının sebebi ise arama motorlarından gelen ziyaretçi. “İnsanlar Google’da ne yazarak bana ulaşabilirler?” diye düşünürseniz, hiç bir yere reklam vermeden geniş kitlelere ulaşabilirsiniz.

Bir de sakın kibirli olmayın, ziyaretçinizi iyi tanıyın. Çok bildiğiniz bir konuyu ziyaretçiniz cahilmiş gibi yazarsanız onları ürkütebilirsiniz. İnsanlar sizin düşüncenizi merak ediyor, bir şey ispatlamaya çalışmayın, sadece bilgi verin. “Çok cahilsiniz, keşke ölseniz” yok!

Son olarak; siz siz olun, çenenizi düşürerek uzun uzun yazılar yazmayın. Benim yaptığımı yapmayın mesela :) Facebook haber akışını bile cart cart geçen bir milletten uzun uzun yazılar okumasını bekleyemezsiniz. Çok da kısa olmasın tabi. Ölçünüzü tutturun yahu!



30 Comments

  • İnternetten para kazanma artık herkesin uyguladığı bir yöntem haline geldi dolayısıyla ele ayağa düşmüş durumda . Blog yazarak para kazanmak ise biraz daha farklı . Konu sınırlaması olmadığı için içerik sıkıntısı çekme durumu olmuyor ama asıl para ise belli kategorilerde (niche)

  • Para ile blog arasındaki ilişkiyi iyi anlatmışsın Fatih. Eline sağlık. Kültürel ve tarihi blogların da önümüzdeki dönemde artacağı kanaatindeyim.

  • Hocam nasıl uzun bir yazıdır bu maşallah :D . Bana kalırsa bu yazı mutlaka ikiye bölünmeliydi. Sonlara doğru da sıkılmadım değil. Ancak dil falan çok güzel gerçekten. Takipteyim

  • Gerçekten bloggerlar için ilham verici bir yazı olmuş Fatih. Takdir ediyorum seni aktif olarak 1 seneden fazla oldu blog yazalı ve yazmayada devam ediyorum. Tanışalım kaynaşalım! Millet birbirinden çok kopuk yahu. Bir Projen olsa ses çıkaran destek veren yok. Çok bencil bir piyasa çoook!

  • Çok güzel hocam ALLAH daha çok kazandırsın blog genelde para kazanma amacı gütmez

  • Merhaba Fatih

    Değeri çok bilinememiş belki de ülkemizdeki en değişik, en güzel şehir Giresun hakkında hazırladığın GiresunBlog projesini takip ediyorum. Onun için de tebrik ederim.

    Ben de 2004 yılının ilk aylarından beridir blog yazıyorum, 10-11 yıl olmuş. Blog yazmayı para kazanmak için hiç kullanmadım. Benbilirimcilik vb ahkam kesme varii bir ortam olarak hiç görmedim. Ne yazmak istiyorsam onu yazdım. Hâlâ daha öyle yazıyorum. Ayrıca blog yazarlığımı kimseye bir kimlik olarak belirtmedim. Blog yazmak benim için bir iş değil. Bir araç. Zihnimdekileri ortaya dökme aracı.

    İşte blog yazma araçlarının kolaylaşması akabinde bunun bir moda olması insanları “blogger” kimliğine özendirdi. Bu da beni açıkcası blog yazma durumundan daha da soğuttu ancak hiç vazgeçmedim. Ayrıca interneti bizimkisi gibi yer yer sansürlü yer yer türlü sıkıntılı bir ülkede blog yazmak resmen dalgalı denizde yüzmeye benziyor çoğukez.

    Ha bir de okumayı sevmeme oranımızın yüksek olması. Okunacak içeriğin üretimini de azaltıyor. Bilgiyi paylaşmayı zaten sevmeyen de bir milletiz. Paylaşılanlar da çalınıyor. Orjinal üretim kısıtlı. Buna üretim diyorum çünkü blog yazmak bir üretkenlik işidir. Ama bence bir iş değildir.

    Blog üzerinden para kazanmayı yadırgamıyorum. Ne ideal bir durum aslında, masa başından para kazanabilmek değil mi bu ülkede? Yabancı blogların gelişimine baktığımızda çoğu amatör projelerin yıllar içinde devasa sosyal-medya organizasyonlarına döndüğünü görüyoruz. Bunların kopyaları ya da orjinal örnekleir ülkemizde de var. Ancak hal böyle olunca bu blog yazmanın o kişisel özgünlüğünü yok ediyor bence.

    Ben de davetler aldım, otomobiller test ettim, film galalarına katıldım. Am aen nihayetinde yazmak istediklerimi yazdım.

    Bugünlerde blog yazmak artık daha farklı. Twitter, friendfeed gibi micro-bloglarda “fenomen” olmaya çalışmak daha kârlı gözüküyor. Kâr amacı gütmenin en uç zirvesi hatta.

    Evet sosyal-medyada blog aleminde cinsiyet ayrımı da büyük söz konusu. Sevgili Funda ( yakinen tanırım ) nasıl ve nereden destek buluğunu da az çok bilirim. Bunun basit açıklamasını Bilâle anlatır gibi ( aptala anlatır gibi ) anlatan resimli açıklamayı instagram toplumundaki bariz davranış çarpıklığı ile görebilirsin. İnstagram hesabına sahip kadınların yayınladığı fotoğrafların beğenilme oranları ile erkeklerin yayınladığı fotoğrafların beğenilme oranları karşılaştırdığımızda bariz bir dengesizlik gözler önüne seriliyor. bir fotoblog-sosyalağ kırması olan instagram’da o çok profesyonel foto paylaşanları eleyip, sıradan erkeğin ve sıradan kadının basit çay bardağı, şurada eğleniyoruz, burada kankilerle ağzımızı uzatıyoruz pozları karşılaştırıldığında, o çay bardağını çeken kadınsa kafadan +10 ile +100 like arası bir fark görebiliriz erkeğe oranla. işin özü Sex satar. Subliminal haz ihtimali de satar.

    Toparlamak gerekirse. Türkiye gibi enteresan bir toplum psikolojisine sahip bir ülkede blog yazmayı cidden bir iş haline getirip ciddi sayılabilecek rakamlar elde etmek isteniyorsa. Ya kadın olup hafif flörtiz ve kendine güvenirmiş gibi yazılar yazacaksın, ya da erkek isen ortalama bir zekayla çok bilmiş takılıp, tribünlere oynayacaksın. Sağa sola yağ çekecek, öven ve asla sert köşeleri olamayan yuvarlak yazılar yazacaksın. Bunlar benim nacizane deneyimlerimden elde ettiğim görüşlerim.

    Blog yazmak isteyenler bence, yazmak istedikleri için yazsınlar ve tek kişiye hitap etsinler. O kişi de o yazıyı anlayıp “hmm iyiymiş” diyecek bir kişi olsun. Ha bir kişi değil bin kişiye hitap eder orası ayrı güzellik.

  • Hayatımda okuduğum en uzun yazıydı ama sıkılmadım halbuki uzun yazı gördümde kaçmamam normal degil :))

  • Sonuna kadar okuduğum başlığı ve içeriği oldukça ilgi çekici bir yazı olmuş. Bedava-Sitem yıllarından beridir yaptığın çalışmaları biliyorum. En güzelide çizgini şaşmadan sürekli artan bir başarı ivmesiyle ilerlemen oldu. Emeklerinin karşılığı maddi anlamda belki yeterli olmasada belirli bir kitleye hitap edebiliyor olman gayet hoş. Başarılrının artarak devamını dilerim.

  • Blog tutarken amaç hedef para ise zaten o blog olmuyor ki, bu dönemde Seo, Teknoloji, webmaster, bloglarının arttığını görüyoruz ki bir sonraki yıl veya 2-3 ay içinde birçoğu çöp siteler içine giriyor. beklentiyi karşılamıyor büyük para istiyor ama gelmiyor blog tutmak o kadar da kolay olmadığını anlıyorlar :)
    Neyse yazı güzeldi Fatih dostum zevkle okudum.

  • Yazdın mı yazıyorsun Fatih resmen. Yazını çok beğendim. Uzun ama okudum. Güzel bilgiler vermişsin. Özellikle “Sayfanıza para kazandıran fabrika gibi bakmayın” bakış açın çok hoşuma gitti. Ağzına eline sağlık…

    • Markalar genelde reklam ajansları ile çalışır ve ajansların ellerinde de bloggerlara ait kategorizelendirilmiş veritabanları bulunur. Blogunuz kaliteliyse zaten mutlaka fark edilir, mail adresiniz üzerinden ulaşırlar

  • Bu yazıya nereden geldim bilmiyorum yalnız yazında ki samimi dil, blogger dili çok etkileyici. Yalnız yazı gerçekten çok uzun bu dezavantaj olmuş. Bu yazıyı biraz daha kısa yazıp başka sayfalarınıda gezmek isterdim lakin zamanım yetmedi. Bu kullanıcı deneyimini sana söyleyim dedim belki senin için faydam olur. Senden aldığım güzel bir bilgide temanın marka için önemi. Buna biraz daha önem vericem teşekkürler :)

    • Gelmeniz hayırlı olmuş. Hoşgeldiniz diyorum öncelikle. Yazının uzun olmasına yazının sonunda değindim. Ama siz de oraya kadar gelmemişsiniz belli ki :)

  • çok ilgi çekici bir konu olmuş fatih :) 5 yıllık bir emek olsun o kadar. Kadınların blog dünyasında daha aktif olduğu noktada sana katılıyorum. Günümüzde kozmetik, alışveriş, magazin, kadınlara yönelik kişisel bloglar bayagı tutuyor. Ama ben senin tabirinle her telden çalan blogları daha çok seviyorum. Son olarak bazen iyi içerik için sayfalarca yazı okumak gerekiyor. :)

  • çok ilgi çekici bir konu olmuş fatih :) 5 yıllık bir emek olsun o kadar. Kadınların blog dünyasında daha aktif olduğu noktada sana katılıyorum. Günümüzde kozmetik, alışveriş, magazin, kadınlara yönelik kişisel bloglar bayagı tutuyor. Ama ben senin tabirinle her telden çalan blogları daha çok seviyorum. Son olarak bazen iyi içerik için sayfalarca yazı okumak gerekiyor. :)

  • Fatih ağazına sağlık bence güzel bir yazı olmu. Katıldığım ve katılmadığım noktalar var. Ancak en çok “sayfanıza para kazandıran fabrika gözüyle bakmayın” bakış açın hoşuma gitti. Benimde tavsiyem senin gibi severek yapılan bir blog tutulması.zaten sevdiğiniz konular işliyorsanız kazancınozda artacaktır. Başarılarının devamını dilerim.

  • banka soygunundan 27 yıl sonra konuşan çete lideri gibi bir yazı olmuş eline sağlık :)

Yorum bırakın