İzmir: Kordon, Çiğdem, Gevrek, Kumru, Boyoz ve Şirince, Çeşme, Alaçatı

Geçtiğimiz haftasonu; çekirdeğe çiğdem, simide gevrek diyen relax insanların şehri İzmir’deydim. Bünyesinde bulunduğum Girişimcilik Vakfı‘nın İzmir Fellowları tarafından organize edilen İzmir’in ilk en büyük girişimcilik ekosistemi organizasyonu olan #IzmirUp konferansı amacıyla gittiğim İzmir’i, bu vesileyle doyasıya gezme fırsatı buldum. Bu yazımda konferanstan ziyade sizlere İzmir’i anlatmak istiyorum. Konferansa bir başka yazımda değineceğim.

İzmir’i anlatmaya neresinden başlasam bilemiyorum. Bence sahillerinden başlamalıyım. İzmir merkezini harita üzerinde ters C harfi olarak düşünürsek, o C’nin boydan boya sahil olduğunu belirtebilirim. Geniş, ferah, püfür püfür.

İzmir Karşıyaka Sahili

A post shared by Fatih Özdemir (Fozdemir) (@fozdemircom) on

Bir İstanbullu olarak sahil özlemim oldukça fazla. Çok saçma değil mi? Her kenarı denizle çevrili İstanbul’un merkezi noktalarına yürüme mesafesinde irili ufaklı parklar dışında uzun bir sahili yok şu sıralar. Yarısı sarayla kaplı, yarısı yalılarla. Güney sahilleri metro ve rezidans projeleriyle şantiye halinde, Boğaz kıyıları ise beton kaldırım yığını…

Haliyle İzmir’e gidince “ohh be sahil varmış” deyip kendinizi akışa bırakıyorsunuz. İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde gerçekleşen konferanstan çıkar çıkmaz Üçkuyular Feribot İskelesi’nden hareketle Bostanlı-Karşıyaka Sahili’ne bıraktım kendimi. İstanbul’da toplu ulaşımda hız’a alışkın olduğumuz için üniversiteden iskeleye giderken yarım saat otobüs beklemek biraz sinir bozucu oldu.

İzmir’de ulaşım rayına oturmuş durumda. Çoğu merkezi noktaya raylı sistemle ulaşabiliyorsunuz. Şimdilik İzmir Metro ve İzban var. Otobüsler raylı sistemlere entegre edilmiş. Bu hatlar çoğu ihtiyacı karşılasa da yeni metro ve tramvay hatları da yapılmaya devam ediyor. Birkaç yıla şehirde raylı sistemle çoğu noktaya ulaşılabileceğine inanıyorum. Ulaşımda ise İzmirim Kart isimli bir elektronik ödeme sistemi kullanılıyor. Karta 6 TL’ye sahip olabiliyorsunuz. Üstelik 90 dakika içindeki aktarmalar da ücretsiz.

Karşıyaka, tam bir karşı yaka. Şehrin merkezi noktalarını oluşturan güneydeki Konak ilçesini düşündüğümüzde Karşıyaka kuzey kıyı şeridinde kalıyor. Yani “karşı”da kalıyor. Kendine has havası var ve oldukça da modern yapılar görebilmek mümkün.

#Karşıyaka

A post shared by Fatih Özdemir (Fozdemir) (@fozdemircom) on

Karşıyaka’da beni blogger dostum, kesfetsek.com‘un yazarı Ahmet Buğra Tokmakoğlu karşıladı. Sağolsun kırmadı ve beni İzmir’in bir diğer büyük ilçesi Bornova‘ya da götürdü. Bornova biraz daha, İzmir’de yükselmeye başlayan gökdelenlerin ve alışveriş merkezlerinin merkezi olmuş. Biz de Forum Bornova Alışveriş Merkezi‘ne rotamızı çevirdik. Ardından da daha çok Ege Üniversitesi öğrencilerinin uğrak noktalarının bulunduğu ara sokakları keşfe koyulduk. Oldukça fazla kafe ve eğlence mekanı alternatifini burada bulmak mümkün.

Güne tertemiz Ege havasında Kordon Boyu bisiklet turuyla başlamak…

A post shared by Fatih Özdemir (Fozdemir) (@fozdemircom) on

Bir sonraki gün ekipçe Çeşme-Alaçatı’ya doğru yol alacaktık. Tabi ben buluşma saatinden önce erkenden uyanıp Alsancak’tan kordon boyunca Tarihi Asansör’e kadar bir bisiklet turuna çıktım.

İzmir’in velinimeti bu upuzun sahili bana kalırsa. Bisiklet yollarının olması beni özellikle çeken detaylardan biri. “Yolu ne yapayım, bisiklet olmadıktan sonra” diyorsanız İzmir Büyükşehir Belediyesi ona da çözüm bulmuş. Sahillerde çok sık aralıklarla istasyonları bulunan Bisim isimli bir bisiklet ağı sistemini entegre etmiş. Kredi kartınızla size en yakın istasyona gidip bisiklet kiralayabiliyorsunuz. Üstelik saati 2.40 TL; sudan ucuz.

Kordon boyu bisikletle ilerleyerek, meşhur İzmir Saat Kulesi’ne varıyorum. Yukarıdaki selfie’mi Alsancak Kordon‘dan çektim. Çok sakin göründüğüne bakmayın. Akşamları müthiş bir kalabalık Kordon’da sizleri bekliyor. Eğlence, geceye doğru sahillere taşıyor bu şehirde.

Bu bölgenin en popüler caddesi Kıbrıs Şehitleri Caddesi ve bu caddeye çıkan ara sokaklar. Çoğu popüler eğlence mekanı bu bölgede bulunuyor.

İzmir'in meşhur saat kulesi

A post shared by Fatih Özdemir (Fozdemir) (@fozdemircom) on

Bisiklet turumun ardından buluşma noktamız olan DEÜ Sabancı Kültür Merkezi’ne varıyorum. İlk rotamız Çeşme!

Çeşme ve organik selfie çubuğumuz :)

A post shared by Fatih Özdemir (Fozdemir) (@fozdemircom) on

Tatil denilince akıllarımıza gelen önemli turistik destinasyonlarımızdan olan Çeşme, İzmirlilerin de haftasonu eğlencesi haline gelmiş. Duyumlarıma göre İzmirliler Cuma günü iş çıkışını beklemeden Çeşme yoluna koyuluyormuş. Haftanın stresini burada atıyorlarmış. İzmirlilerin keyfine düşkün ve rahat olduklarını söylemişlerdi de, bu kadarını da beklemezdim. Bu şehirde stres mitres kalmıyor doğrusu!

Çeşme’den ayrılmadan önce mutlaka Kumru yemenizi de öneriyorum. Tadı muhteşemdi ve duyumlarıma göre İzmir’de en iyi kumrucular Çeşme’deymiş.

Ve Alaçatı!

#Alaçatı

A post shared by Fatih Özdemir (Fozdemir) (@fozdemircom) on

Kıyıda köşede kalmış ve direkt olarak denize kıyısı olmayan bu kasaba müthiş bir azimle turizm merkezi haline gelmiş.

#Alaçatı

A post shared by Fatih Özdemir (Fozdemir) (@fozdemircom) on

Diyeceksiniz “Alaçatı’da sörfçüler yok muydu?”. Var ama bu rüzgar sörfüne uygun körfez bu cicili bicili evlerin ve sokakların bulunduğu mahalleye biraz uzak. Yani sokaklar direkt olarak denize açılmıyor. Buna rağmen bu kasaba bir anda sıçrama gerçekleştirmiş ve şuan oldukça rağbet görüyor.

İzmir macerasının sonuna yaklaşırken yüzler gülüyor :) #Alaçatı

A post shared by Fatih Özdemir (Fozdemir) (@fozdemircom) on

Alaçatı’nın simgesi de yukarıda gördüğünüz değirmenler.

Dönüş yolu: Şirince

İstanbul’a dönerken, sabah kahvaltımızı Şirince‘de yapalım dedik ve biraz daha güneye yol aldık. Şirince’de bizi harika bir köy kahvaltısı karşıladı. Biliyorsunuz Şirince asıl sıçramayı Mayaların Takvimi sayesinde yakaladı. 21 Aralık 2012’de kıyamet kopacak ama Şirince Köyü ayakta kalacak denilince, burası bir anda ilgi odağı haline gelmiş. Görülmeye değer bir yeri de yok aslında. Bildiğiniz köy :) Kahvaltısı güzeldi ve bir de şarapları meşhur. Dilerseniz yudumlayabiliyorsunuz.

Köy ağası gibi yerleştim iyice :)

A post shared by Fatih Özdemir (Fozdemir) (@fozdemircom) on

Benim İzmir hikayem böyle oldu. Çok geniş vaktim olmadığı için müze keşfi yapamadım. Ama en kısa sürede İzmir’e tekrar gitmek istiyorum. Tadı damağımda kaldı diyebilirim rahatlıkla. Gezimizin sorunsuz geçmesini sağlayan Girvak İzmir Fellowlarına tekrar sonsuz teşekkürler :)

He bir de Boyoz’u söylemeyi unutmuşum. İzmir’in resmi hamurişi atıştırmalığı Boyoz’u da tatmayı unutmayın. Zaten zamanla bağımlılık yapıyor istemesenizde :)




dedicated-server

6 Comments

Yorum bırakın