Edelerin diyarı Kahramanmaraş’tan

Uzun zaman olmuştu yeni bir şehri keşfetmeyeli. Kendime İstanbul yakınlarında gezebileceğim bir şehir planı yaptığım sırada T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı‘nın Şehirler ve Kültürler projesiyle karşılaştım. Daha önceden bakanlık ile Amasya’ya da gitmiştim, ama üşengeçlikten dolayı onu yazamamıştım. Önümüzdeki günlerde onu da sizlerle paylaşacağım. Toparlarsak, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile İstanbul’dan Kahramanmaraş’a uzunca bir yolculuk gerçekleştirdik. 35 kişilik genç kafile ile 2 günü aktif geçen Maraş gezimizde Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Karacasu Kampüsü’ndeki KYK öğrenci yurdunda konakladık.

kahramanmaraşEdelerin Diyarı…

Maraş’ta Ede demek, kardeş demek. Bunun gibi kendilerine has birçok kelime kullanıyorlar, Anadolu’nun her yöresinde olduğu gibi. Kahramanmaraş Fransız işgalinden kurtulmuş bir il. Düşmana ilk kurşunu sıkan Sütçü İmam ise ilin önemli şahsiyetlerinden biri. Maraş’ın Türkiye için önemli bir özelliği ise enerji üretimi. Türkiye elektriğinin %10’u Kahramanmaraş’ta üretiliyor. Ayrıca çevresindeki her bölgede toprakları bulunan Maraş, esasında bir Akdeniz şehri.

Gezideki ilk gün Anadolu’nun aslında sandığımız gibi kurak bir yer olmadığını görmemize vesile oldu. Kahramanmaraş’ın yeşil ve mavi güzellikleri Doğu Karadeniz’i bile kıskandıracak derecede.

kahramanmaras-eshabi-kehf-afsinİstanbul’dan sabah 8’de çıkmıştık. Oraya vardığımızda gün sona ermişti. Haliyle gezimiz ertesi sabah başladı. İlk olarak Eshab-ı Kehf Külliyesi‘ne gittik. “7 uyuyanlar” da diyebiliriz. Diyeceksiniz orası Tarsus’ta değil mi? Evet, biz de öyle biliyorduk. Fakat Maraş’ın Afşin ilçesinde bulunan bu külliye rivayete en yakın olanıymış. Burası da aynı rivayetle anılıyor. Fakat Maraş’taki külliyenin, Tarsus’takine göre daha fazla delil verdiği söyleniyor.

Ardından Yeşilgöz adında çok ilginç bir mesire alanına gittik. Burası gerçekten de görülmeye değer. Adını alanın içinde bulunan bir gölden alıyor. Bu gölün rengi oldukça doğal bir tatlılıkta. 80 metre derinliğinde olan göl, yeşilden maviye geçen bir renk cümbüşüne sahip. Bundan dolayı da Yeşilgöz adını almış. Suyu ise buz gibi. Uzun süre içinde durmak yürek ister :)

Kahramanmaras-yesilgozFakat bu güzelliğe rağmen orası bir mesire alanı. Doğayı katletmeye meraklı halkımız piknik yaptığı yetmiyormuş gibi çöplerini de etrafta bırakmış. Tabi gezimiz boyunca bize eşlik eden mangal dumanları ise işin farklı boyutu. Ne yazık ki ülkece çok yazık bir haldeyiz. Neyse…

Daha sonra bölgeye yakın bir noktada olan Döngel Köyü Mağaraları‘na geçiş yaptık. Burada gezimiz boyunca bize rehberlik eden Dağcılık sporunu kendine meslek edinmiş Sait Kılıçsallayan hocamızın ufak bir dağcılık gösterisini de izledik. Bu mağaranın bulunduğu nokta da bir mesire alanı. Mangal dumanları eşliğinde görkemli mağarayı seyre koyulduk. Tabi önceden oradan coşkulu sular akıyormuş, yani çok doğal bir şelaleymiş. Taa ki HES projesi bölgede ihya edilene kadar…

İlk gün böyle doğal şeylerle geçti. Kahramanmaraş’taki bu doğal güzellikler beni oldukça şaşırttı. İkinci gün ise kültürel turizme geçiş yaptık. Kaldığımız yurttan, şehir merkezine doğru giderken yol boyunca gördüğüm iki şeyi sizlere aktarmak istiyorum.

Birincisi Uludaz Tepesi. Bu tepe yılın her zamanında Uğurböcekleri tarafından mesken ediliyormuş. Zaten daha önceden de duymuştum bu tepeyi, çünkü her yıl Uludaz Uğurböceği Festivali adında bir festival yapılıyor. Tepede metrekareye 10.000 uğurböceği düştüğü söyleniyor. Oraya da gideriz umuduyla gitmiştim Maraş’a, ama çok fazla zaman alacağını söyledikleri için gidemedik.

İkincisi ise Çadırkent. Ülkesindeki zulümden kaçan Suriyeliler, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kahramanmaraş’taki Çadırkent’inde konaklıyorlarmış.

Şehir gezimiz Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi‘yle başladı. Müzedeki en ilginç eser; Fil ve Mamut karışımı bir türün fosili. Oldukça görkemli görünüyordu. Gerisi bildiğiniz Arkeoloji Müzesi işte :)

Daha sonra Türkiye’nin 3. büyük camisi olan Abdulhamid Han Camii‘ye gittik. 10.000 kişilik cami oldukça büyük ve görkemliydi. Maraş’ın tepe noktalarındaki en uygun bölgeye inşa edilmiş. İnşaatı ise çok uzun yıllar sürmüş. Ama değmiş de…

Şehrin nefes alabileceğiniz harika bir doğal parkı var. O da Arslanbey Mesire Alanı. Oldukça serin ve yeşillikler içinde bir park. İstanbul’dan giden ekip olarak o parkı kıskanmamak elde değil. İstanbul’da öyle bir yer olsa, anında yağmalanırdı herhalde. Parkın içindeki oyun ünitesi ise her yaşa hitap ediyor. Hayatımda kaydığım en uzun kaydırak orasıydı herhalde :) Büyük küçük herkes eğlenebiliyor. Gayet keyifliydi.

Daha sonra Kara Lise‘ye geçtik. Televizyondan çok uzak kaldığım için muhabbete de Fransız kaldım biraz. Çünkü “7 Güzel Adam” isimli dizi bu tarihi lisede çekiliyormuş. Çekimler olduğu için içine giremesek de, dışından böyle kare yakalayabildim.

kahramanmaraş-kalesiKahramanmaraş Kalesi ise şehri panoramik olarak tepeden görebileceğiniz bir tarihi eser. Burada biraz manzara izledikten sonra serbest zaman boyunca şehir çarşısını gezdik. Şehrin en önemli caddesi Trabzon Caddesi. Adının Trabzon olmasının sebebi kardeş şehir anlaşmasından dolayı. Çünkü Trabzon’da da Kahramanmaraş Caddesi var. O da Trabzon’un en işlek caddelerinden biri.

Tarihi Maraş Çarşısı yani Suk-i Maraş‘ın esnafı Pazar günü kepenk kapatıyormuş. Bundan dolayı çok fazla alışveriş noktası göremesek de, çarşıyı görmeden de geçmedik.

E HANİ DONDURMA?

Kervan-Maraş-DondurmaO kadar konuştum konuştum, şehrin en önemli simgesinden bahsetmedim. Çünkü en lezzetli kısmını sona saklamak istedim :) Kahramanmaraş dondurmasıyla ünlü bir şehir. Günümüzde duyduğumuz birçok dondurma markasının kökeni Kahramanmaraş’a dayanıyor aslında. Bunlardan en popüleri, biz İstanbulluların en çok bildiği MADO. MADO markasının kökeni Trabzon Caddesi’ndeki Yaşar Pastanesi‘ne dayanıyor. Biz de elbette Maraş’ta, Mado’da dondurma yemek yerine Yaşar Pastanesi’ni tercih ettik. Bir diğer marka ise ALPEDO. Onun kökeni ise Kervan Pastanesi‘ne dayanıyor. Her iki pastanenin dondurmasının da tadına baktım. İkisi de oldukça lezzetli. Sakız gibi ve harika kıvamları var.

Hediyelik dondurma diye bir olaya daha girmişler. Dondurmayı şoklayarak hediyelik paket haline getiriyorlar. Böylelikle kilometrelerce ötelere Kahramanmaraş dondurmasını taşıyabiliyor, hediyelik olarak bu lezzeti sevdiklerinize ulaştırabiliyorsunuz.

Dondurmasıydı, yeşilliğiydi, doğallığıydı, tarihiydi, kültürüydü derken harika bir Anadolu şehriyle daha tanıştık. Gezi boyunca çok keyif aldım ve gördüğüm güzelliklere oldukça şaşırdım. Türkiye’nin her yeri çok güzel derler, bunu hep uydurma bir slogan zannederdim. Ama gerçekten harika güzelliklerimiz var, ama bunları ortaya çıkarıp bize sunan-öğreten yok.

Bize bu güzellikleri tanıma fırsatı veren Gençlik ve Spor Bakanlığı’na ve gezi boyunca bize önderlik eden İstanbul’daki Gençlik Liderlerinden Bahattin Altılar’a da teşekkür ederim.




dedicated-server

3 Comments

Yorum bırakın