Kelebeğin Rüyası kısa mı sürecek?

Kelebeğin Rüyası

Kelebeğin Rüyası

Zonguldaklı iki genç şairin hikayesini anlatan “Kelebeğin Rüyası” filmi vizyona girdi. Yılmaz Erdoğan imzalı film çıktığı günden beri 400.000’den fazla kişi tarafından izlendi. (Bu sayı eminim ki artacak)

1940’lı yıllarda, İkinci Dünya Savaşı döneminde, Zonguldak’ta tanınan Muzaffer Tayyip Uslu ve Rüştü Onur isimli verem hastalığına yakalanmış iki genç şairin gerçek hayat hikayesinden esinlenilerek yapılan filmin başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat, Farah Zeynep Abdullah, Yılmaz Erdoğan ve Eşi Belçim Bilgin paylaşıyor. Genç şairlerden Muzaffer’i Kıvanç Tatlıtuğ, Rüştü Onur’u da Mert Fırat canlandırıyor.

Film aslında iki ayrı konuya birden değiniyor. Birincisi Zonguldak’ta maden işçilerinin yaşadığı zorluklar, ikincisi ise veremin pençesinde aşk yaşamaya çalışan iki şair…

Film boyunca duyacağınız güzel sözler ve şiirsel ifadeler; şiirlerle yaşayan insanlar için adeta ziyafet olacak gibi görünüyor. Bu kadar genelleme yapmak doğru olmaz belki ama, eğer siz de şiir tutkunuysanız bu filme göz atın derim.

Çekimler için ölümüne zayıflayan Kıvanç Tatlıtuğ, başarılı oyunculuğu ile birlikte adeta bambaşka bir adama dönmüş. Sanki Aşk-ı Memnu’daki çılgınlıkları yapan adam o değilmiş gibi, yüzüne bir nur inmiş :P Çok da yakışmış tabi.

Bayanlara baktığımızda, filmin ilk yarısına Belçim Bilgin, ikinci yarısına ise Farah Zeynep Abdullah hakim. İkisi de güzellikleriyle filmi süslemeye yetmiş. Bence Yılmaz Erdoğan filmde eşini tercih ederek iyi bir iş çıkarmış.

Kelebeğin Rüyası

Film, çekim teknikleri nedeniyle Türkiye’de de ilklere sahip. Genellikle Hollywood sinemasında kullanılan Wirecam kamerası ilk kez bir Türk filminde de kullanıldı. Dönem filmi olmasına rağmen başarılı bir iş çıkarılmış. Özetle benim gözüme yorucu bir hata çarpmadı açıkçası.

IMDB’de üstlere çıksın diye 10 puan verdiğim filme, açıkçası çok mükemmel diyemiyorum. Filmin müzikleri güzel, fakat çok vurucu ve etkileyici değil. Filmin en can alıcı sahnelerine daha etkileyici bir müzik konularak, insanların duygularını açığa çıkarmaları sağlanabilirdi. Kabaca söylersek “Vallahi pek ağlayamadık” :)

Filmde emeği geçen herkese teşekkürler.



1 Comment

Yorum bırakın